Harf Harf Arayın

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors

İslam Ahlakının Temeli

102

İslam ahlâkının temel kaynağı nedir?

İnsanlığın kendisine konu olarak seçtiği uğraşılar hep merak konusu olmuştur. Altı bin yılı bulan insanlık tarihi incelendiğinde bazı önemli başlıklar dikkatimizi çekmektedir. İnsanların ortak düşünce mevzuları acaba nelerdir? Yıllar içinde kitaplarla ünsiyetim artınca bazı konuların hep öne çıktığını gördüm. Acaba bunları bir başlık altında toplayabilir miydim?

Uzun çabaların sonucunda bazı olguların sıralanabileceğini görünce mutlu oldum. Varlık, bilgi, ahlâk başlıkları hep öne çıkan ana konulardı. Varlık ve bilgi konusunda yazılan kitaplar bir hayli yekûn tutarken ahlâk konusu nedense hep netameli bir alan olarak kalmış. Toplumların yaratılışlarına yani fıtratlarına uygun olan veya olmayan davranış biçimleri, huy, seciye, insanın manevi yapısı gibi özellikler ahlâk şemsiyesi altında toplanmıştır.

İSLAM AHLÂKININ ESASLARI

İslam Ahlâkının Esasları adlı eser Babanzade Ahmed Naim (1872-1934) tarafından 1912’de Lahey’de toplanan “Ahlâk Eğitim Kongresi”ne sunulmak için hazırlanır. Daha sonra bu tebliğ 1913’de Sebilürreşad dergisinde bölümler halinde yayınlanır, 1923’te de kitap halinde basılır. 1945 yılına gelince Ömer Rıza Doğrul eseri sadeleştirip tekrar yayınlar. Kitap gördüğü ilgi üzerine 1976’da bir defa daha basılır. Nihayet Süleyman Hayri Bolay’ın talebesi Recep Kılıç 1994’de kitabı tekrar gözden geçirip gerekli ilavelerle Diyanet Vakfı Yayınlarından okura ulaştırır.

İSLAM AHLAKININ TEMELİ

İslam Ahlâkının Esasları kitabı Ahmed Naim’in hayatı ve eserlerinin anlatıldığı bölümle başlayıp birbirinden farklı alt başlıklarla devam eder. “İslam ahlâkının temeli Hz. Muhammed’in getirdiği dindir” cümlesi kitabın özetidir. Din ve ahlâk, din ve felsefe, ahlâk ve iman başlıkları altında yazılanlar üzerinde düşünülmeye değer şu satırlara acaba siz ne dersiniz: “Din üzerine değil de sadece akıl ile temellendirilmiş olan ahlâk kuralları, belledikleri teorilerin doğruluğuna, kuvvetli bir iman derecesinde inanmış olan düşünürler grubu için belki bir ahlak kanunu olabilir. Oysa bu grubun azlığına delil aramak bile gereksizdir. Geçici arzularını lüks bir hayata değişmeyi işten bile saymayan geniş halk yığınları için ise bu felsefi teoriler hiçbir zaman uyulması gerekli olmak faziletini haiz olmaz.” (sh. 9)

Dinden bağımsız ahlak anlayışlarının topluma kabul ettirilmeye çalışıldığı zamanları yaşadık. Özellikle bir dönem “Vazife ahlâk” adı altında yapılanları unutmuş değiliz. “Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” şeklinde hayatımıza giren davranışların sonucu ne oldu, bunun etkisi toplumu nasıl savurdu? Bu “vazife ahlakı” denilen düşünce acaba hangi felsefi akımın bir sonucu idi? Kitapta kader inancı, Cebriyecilik, sorumluluk, asli günah, tevekkül gibi başlıklar altında yazılanlar hayli zengin. Farklı seküler ahlâk anlayışlarının bizi kuşattığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek bu kitabın bizleri esas olması gerekenin rehberliğinde farklı düşünce iklimlerine taşıyabileceğini görebiliriz.

Kaynak: Ali Büyükçapar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 432

İslam ve İhsan

En Çok Görüntülenen Tabirler
En Çok Yorumlanan Tabirler